
Şubat ayı ya da küçük ay yılın ikinci ayı. Halk arasında gücük ay olarak da kullanılır. Diğer aylar 30-31 gün çekerken Şubat ayı 28 gün ile yetinir, 4 ile kalansız bölünebilen artık yıllarda 29 gün olmayı bekler. Kışın son ayı olarak en sert yüzünü (kar, ayaz) sergilerken süprizleri sever, baharın habercisi olarak çok hızlı değişen hava şartlarına kucak açar. Kısa sürede büyük ve beklenmedik hava olaylarına yol açabilme gücü zaman zaman don yaşanınca önemli zararlara yol açar.
Şubat ayının süprizleri sevdiğini söylemiştim. Son yıllarda bu süprizleri o denli beslediki her biri insanlık için ağır bedellere mal oldu. 24 Şubat 2022 Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, 06 Şubat 2023 Güneydoğu Anadolu’da 11 ilimizde yaşanan büyük depremler felaketi ve nihayet 28 Şubat 2026’da başlayan ABD, İsrail taraflı İran savaşı. Halen devam etmekte olan ABD İran savaşı, bulunduğu coğrafya itibariyle tüm küresel ekonomiyi etkileyecek özellikte, savaşan tarafların mal ve can kaybı üzüntü yaratırken, savaştan uzak ülkelerin gıda tedariğindeki aksamalar nedeniyle açlıkla yüzyüze gelmelerinden endişe duyulmaktadır.
Türkiye’nin bu savaşa doğrudan müdahalesi yok, aksine arabuluculuk talebiyle savaşların sona ermesi, barışın sağlanması gayreti içinde. Ancak ekonomik yapısı dışsal şoklara açık. Enerji bağımlılığı, ithalat-ihracat yapısı, finansal piyasalar ve uluslararası yatırımcı algısı üzerinden yüklendiği çok taraflı rol, savaşın doğrudan ekonomik risklerini hem kısa hem de uzun vadede artırıyor. Bu durumdan düşük gelirli ülkeler başta olmak üzere enerji ithalalatçısı ülkeler de orantısız ölçüde etkileniyor.
Petrol, doğalgaz ve gübre fiyatlarında artma, helyum, fosfat, alüminyum, plastik ve diğer emtialardaki tedarik zinciri kırılganlıkları gıda fiyatı üzerindeki endişeleri tetikliyor, enflasyon üzerindeki baskıyı artırıyor.
Küresel enflasyon konusunda Oxford Economics’in hazır küresel senaryoda; 2024’te yüzde 5.8 , 2025’te yüzde 4.2 olan küresel enflasyonun 2026’da yüzde 7.7 ye ulaşacağı öngörülüyor.
ABD-İran savaşının ülkemizdeki gıda enflasyonu üzerindeki etkilerini şöylece analiz etmek mümkün;
Önümüzdeki günlerde gıda fiyatlarını belirleyecek değişkenler söyle sıralanmakta;
1-Tarım üfe (tarla ve sera çıkış fiyatları): Mahsül verimi için gübre, tarla ve seradaki ekim, dikim , gübreleme ve ilaçlama uygulamaları için gerekli mazot.
2-Sınai ÜFE ve TÜFE (büyük kentlerdeki market raflarındaki fiyatlar) : Nakliye ve soğuk zincir için gerekli mazot ve enerji, paketleme ve ambalaj için petrol (nafta), Alüminyum, bazı emtialar. ABD İran savaşının 40 gününün gıda enflasyonu üzerinde yaşanan katmerli etkisi sadece tarımın değil, petrokimyanın, lojistiğin ve jeopolitiğin toplamı.
Girdi şoku, tarladan gübre ve mazot üzerinden başlıyor. Tedarikinde kırılganlığın başlamasıyla Türkiye bir dizi kararlar aldı.
Ürede gümrük vergisini sıfırladı, yeniden ihracata kısıt getirdi.
Gübre arzının kısılması çiftçilerin seçimini belirleyecek.
Yoğun gübre isteyen ürün ekiminden vazgeçip, buğday, arpa, ayçiçeği ve bakliyat gibi ürünlere kayış mümkün. Ancak mısırdan vazgeçilirse hayvancılık üzerindeki maliyetler artacak.
Hızla artan mazot fiyatları, tarladaki hasat ve yeni sezon ekim, dikim koşullarını zora sokan başka bir etken. Deniz mahsülleri de önemli ölçüde mazota bağımlı. Balıkçılar için şartlar zorlaşmışken ilaveten soğuk zincir gerektiren ürünlerde enerji fiyatlarından etkilenecek.
Petrole bağımlılık ambalaj krizini de etkiliyor. Plastik malzemelerin temel girdisi kısmen işlenmiş petrol, özellikle polietilen ve polipropilen esaslı ambalaj malzemelerinin belirleyicisi. Sera örtüsü, sulama boruları, taşıma kasaları gibi tarımsal plastikler yanında işlenmiş gıda ambalajlarında olmazsa olmaz bir girdi, bir maliyet kalemi. Çöp torbalarına kadar uzanan bir girdi.
Savaşın etkilediği diğer ambalaj girdileri; alüminyum ve cam. Alüminyum gerek varak (ince film), gerek kutu formatında önemli kullanım alanı buluyor. Ancak alimünyum arzının yüzde 9’u Körfez ülkelerinden karşılanıyor. Cam ambalajları gıda sanayinde tercih edilmesine karşın, üretimi enerji yoğun olması nedeniyle savaştan önemli ölçüde etkileniyor.
Savaş rüzgarları ve bıraktığı tahribat ne ölçüde büyüklükte pek bilinmez ama ülkemize getirdiği bol katmanlı, bir maliyet enflasyonu. Üç yıldır uğraş verdiğimiz dezenflasyonun kaderi de bu katmanların nerede çözüleceğine bağlı duruma geldi.
Aylık değil üç aylık dönemlerle değerlendirme yapılırsa,muhtemelen önümüzdeki süreçte işlenmemiş gıda enflasyonu düşerken işlenmiş gıda ürünlerinde dirençle karşılacağız.
Şubat ayı; küçüksün, gücüksün! Ama nelere kadirsin











