Foodist’te Gençlerle Sektör Arasında Bir Deneyim Köprüsü
Gıda sektörünün geleceği, akademik bilgi ile sektör deneyiminin buluştuğu noktada şekilleniyor. GIDATÜRK olarak gençlerin henüz üniversite yıllarında sektör profesyonelleriyle bir araya gelmelerini, merak ettiklerini doğrudan sormalarını ve iş dünyasının deneyiminden yararlanmalarını önemsiyoruz.
Bu amaçla Foodist Fuarı’nda Aromsa standında; Aromsa Genel Müdürü Murat Yasa, Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği son sınıf öğrencisi Gülenay İmrek ve Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü son sınıf öğrencisi Saliha Erbey bir araya geldi.
Gençlerin sorularıyla şekillenen söyleşide Aromsa’nın Ar-Ge ve inovasyon yaklaşımından yeni ürün geliştirme süreçlerine, ihracattan Türkiye’nin gıda sektöründeki potansiyeline kadar pek çok konu ele alındı. Ancak bu buluşmanın bizim için en önemli tarafı, gençlerin özel sektör deneyimine henüz öğrenciyken küçük de olsa bir katkı sunabilmek ve onları sektörün deneyimli isimleriyle aynı masada buluşturabilmekti.

Gülenay İmrek’in Soruları
Fuar hakkında görüş ve düşünceleriniz neler?
Genelde bu tür fuarlara katılmak bizim için kısa sürede daha çok iş ortağımızla bir araya gelmek açısından çok verimli oluyor. Fuarlar aynı zamanda sektördeki gelişmeleri, yeni teknolojileri ve değişen ihtiyaçları yakından takip etmemiz için önemli bir fırsat sunuyor.
Aromsa olarak bu fuarda yer almak sizin için neden önemli?
Fuarlar, çok sayıda iş ortağımızla ve o zamana kadar tanışmadığımız yeni iş bağlantılarımızla kısa sürede bir araya gelmemizi sağlıyor. Aynı zamanda sektörün nabzını tutmak, yeni gelişmeleri takip etmek ve karşılıklı bilgi alışverişinde bulunmak açısından da önemli bir platform. Uzun bir aradan sonra Türkiye’de yeniden bir fuara katılmak da bizim için ayrıca anlamlı.
Uzun zaman sonra Türkiye’de bir fuara katılmak sizi heyecanlandırdı mı? Beklentileriniz karşılandı mı?
Evet, Türkiye’de yeniden bir fuara katılmak bizi heyecanlandırdı. Yurt dışından da önemli sayıda misafirimizi ağırladık. Farklı pazarlardan gelen iş ortaklarımızla bir araya gelmek ve yeni bağlantılar kurmak bizim için oldukça değerliydi.
Ar-Ge çalışmalarınız nasıl ilerliyor? Çalışmalar müşteri taleplerine göre mi şekilleniyor?
Her ikisi de diyebiliriz. Hem iş ortaklarımızdan gelen talepler doğrultusunda çalışmalar yapıyoruz hem de kendi Ar-Ge çalışmalarımızla yeni ürünler ve çözümler geliştiriyoruz.
Bunun yanında, kullandığımız hammaddelerin dünyada geçerli kalite standartlarına uygun şartları taşıması açısından da hammadde tedarikçilerimize Aromsa Akademi çatısı altında teknik eğitim veriyoruz. Hammadde kalite kontrol laboratuvarlarımızı GDO ve pestisit analiz ekipmanları ile teçhiz ettik. Tüm laboratuvarlarımızın akreditasyon süreçlerini de adım adım sürdürüyoruz.
Aromsa’nın inovasyon anlayışını nasıl tanımlarsınız?
“Patron” kelimesinden çok hoşlanmamama rağmen, bana sordukları zaman “Bizim patronumuz iş ortaklarımızdır” diyorum. Çünkü bizim inovasyon anlayışımızın temelinde iş ortaklarımızın ihtiyaçlarını anlayıp onlara çözüm ortağı olmak var.
Onların ihtiyaçlarını anlamak, beklentilerini karşılamak ve memnuniyetlerini sağlamak bizim için en önemli noktaların başında geliyor. İnovasyonu da bu ihtiyaçlardan yola çıkarak, bilimsel bilgi ve teknolojiyi iş ortaklarımızın beklentileriyle buluşturarak şekillendiriyoruz.
Son üründe farklı markaların adı görülüyor ama arka planda Aromsa’nın emeği var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Aslında bu bizim için çok değerli bir durum. Tüketici son üründe farklı bir marka görüyor olabilir ama o ürünün arkasındaki lezzetin, aromanın ve teknik çözümün oluşturulmasında Aromsa’nın katkısı bulunabiliyor. Bir ürünün arka planında yer almak ve tüketiciye ulaşan bir ürünün gelişimine katkı sağlamak bizim için gurur verici.
Bir anlamda görünmeyen tarafta, tüketicinin deneyimlediği lezzetin oluşmasına katkı sağlıyoruz. Bu da yaptığımız işin en heyecan verici taraflarından biri.

Saliha Erbey’in Soruları
Aromsa’da yeni bir ürün geliştirirken nelere dikkat ediyorsunuz?
Öncelikle teknoloji ve trendleri takip ediyoruz. Tüketici beklentilerinin ve ürün çeşitlerinin nasıl değiştiğini gözlemliyoruz. Yeni ürünleri, farklı içerikleri ve yeni uygulama alanlarını araştırarak ürün portföyümüzü geliştirmeye çalışıyoruz.
Bunun yanında bilimsel gelişmeleri, sürdürülebilirlik yaklaşımını ve farklı coğrafyalardaki tüketici eğilimlerini de yakından takip ediyoruz. Bütün bunları bir araya getirerek iş ortaklarımıza değer yaratacak yeni çözümler geliştirmeye çalışıyoruz.
Zaman içerisinde girişimcilik anlayışının nasıl değiştiğini düşünüyorsunuz?
Gıda sektöründe özellikle mevzuat ve yasal düzenlemelere verilen önem zaman içerisinde oldukça arttı. Artık bir ürün geliştirirken yalnızca ticari açıdan değil, mevzuata uygunluk ve tüketici güvenliği açısından da çok daha dikkatli olunması gerekiyor.
Bence girişimcilik anlayışının temelinde ise her dönemde merak, cesaret ve sürekli öğrenme isteği var. Değişen koşullara uyum sağlamak, yeni fikirleri denemekten çekinmemek ve uzun vadeli düşünmek bugün girişimciler için daha da önemli.
Gençlere ne tavsiye edersiniz?
İlk olarak hayatınız boyunca dürüst olun. İkinci olarak kendinizi olduğunuzdan daha büyük görmeyin; her zaman öğrenmeye ve gelişmeye açık olun. Önünüze çıkan engellerde ümitsizliğe kapılayın her kapanan kapı size yeni bir fırsat yaratır. Bir işe girdiğinizde işinize odaklanın, kendinizi işinize verin ve sürekli gelişmeye çalışın.
Sevdiğiniz ve ilgi duyduğunuz alanı keşfetmeye çalışın. Çünkü insan yaptığı işi severek yaptığında hem daha başarılı oluyor hem de kendisini geliştirmek için daha fazla motivasyon buluyor.
Einstein’ın meşhur bir sözü vardır; “Eğer ömür boyu tatil yapmak istiyorsanız, sevdiğiniz işi yapın” der.
Bir de zamanınızı iyi yönetin. Sosyal medyanın ve dijital dünyanın hayatımızda önemli bir yeri var ama kendinize yatırım yapacağınız zamanı da koruyun. Kitap okuyun, araştırın, farklı insanlarla tanışın, dünyayı takip edin.
Türkiye ile yurt dışı arasında çalışırken yaşadığınız zorluklar neler?
Ben bu soruya biraz farklı bir açıdan yaklaşmak isterim. Türkiye’de gıda sektörünün çok güçlü bir potansiyele sahip olduğuna inanıyorum. Özellikle yaratıcılık, Ar-Ge ve inovasyon alanlarında önümüzde önemli fırsatlar var.
Dünyada başarılı olan örneklere baktığımızda, gençlerin bilimden, teknolojiden ve yaratıcılıktan güç alarak çok önemli işler başardığını görüyoruz. Türkiye’de de bunu yapabilecek çok güçlü bir insan kaynağımız var.
Gençlere tavsiyem; dünyayı takip edin, farklı alanlardan beslenin, merak etmekten ve yeni şeyler denemekten vazgeçmeyin. Başarılı örnekleri inceleyin ama kendi yolunuzu da oluşturun. Zorluklarla karşılaştığınızda ise vazgeçmek yerine çözüm aramaya devam edin.
Size bir örnek vereyim. Bundan 15 yıl kadar önce, aklıma hammadde olarak dünyada aroma sanayiinde kullanılan yaklaşık 2.400 molekülden, yükte hafif, pahada ağır ve çevre kirliliğine neden olmayacak özellikte olan bazılarının TÜBİTAK veya belli başlı üniversitelerde üretilmesi ve döner sermayelerine katkı sağlayabilecekleri fikri geldi.
Bu fikir doğrultusunda farklı kurumlarla görüşmeler gerçekleştirdim. Sonrasında Yunanistan’da organik kimya profesörü bir arkadaşımla birlikte çalışmaya başladık ve onun da desteğiyle Organik Sentez Laboratuvarımızı kurduk.
Bugün ise o dönemde projemize olumsuz yaklaşan farklı üniversitelerden mezun olan pırıl pırıl gençlerimizin de katkılarıyla, kullandığımız yaklaşık 450 molekülü kendi tesislerimizde üretebiliyoruz.
Ben bu hikâyeyi özellikle gençlere anlatmayı önemsiyorum. Çünkü bir fikrin değer kazanması için merak etmek, araştırmak, doğru insanlarla bir araya gelmek ve o fikrin peşinden sabırla gitmek gerekiyor. Gençlerin de kendi fikirlerine güvenmelerini ve onları hayata geçirmek için cesaretle çalışmalarını isterim.
Son olarak Türkiye’nin gıda sektörü açısından potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben Türkiye’ye ve insanımıza çok güveniyorum ve Türkiye hayranıyım. Ülkemizin kendi kaynakları, yetişmiş insan gücü ve girişimcilik potansiyeliyle çok daha fazlasını başarabileceğine inanıyorum.
Aslında birçok şeyin yerli olarak ve bilgiye, bilime, yaratıcılığa ve güvene dayalı bir anlayışla yapılabileceğine inanıyorum. Türkiye’nin bunun için gerekli potansiyele ve yetişmiş insan kaynağına sahip olduğunu düşünüyorum.
Yeter ki bu potansiyeli doğru şekilde değerlendirelim, gençlerimize alan açalım ve onların fikirlerini hayata geçirebilecekleri ortamları oluşturalım.
Size en önmeli tavsiyelerimden biri de maalesef ülkemiz sanayiinde çok moda olan, o yaptı para kazanıyor ben de aynısını yapayım fikrinden uzak durmanız. Bir işe salt para kazanma hırsı ile girerseniz sonu hüsran olur
Benim için başarının temelinde de güvenilirlik, dürüstlük, çalışkanlık ve sürekli öğrenme var. Gençlerimizin bu değerlerle çok daha büyük başarılara imza atacağına inanıyorum.
EDİTÖRÜN NOTU
GIDATÜRK olarak sektörün bugününü anlatmanın yanında, geleceğini oluşturacak gençlere de alan açmayı yayıncılık sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz.
Foodist Fuarı’nda Aromsa standında gerçekleştirdiğimiz bu söyleşinin bizim için ayrı bir anlamı vardı. Bu kez soruları yalnızca biz sormadık; sözü, meslek hayatlarının henüz başında olan gençlere bıraktık. Gülenay İmrek ve Saliha Erbey, Aromsa Genel Müdürü Murat Yasa’ya merak ettiklerini doğrudan sorma ve özel sektörün deneyimli bir yöneticisinin birikiminden yararlanma fırsatı buldu.
Bizim için bu buluşmanın en değerli tarafı da tam olarak buydu: Gençlere yalnızca sektörü anlatmak değil, onları sektörün içine dahil etmek ve deneyimli profesyonellerle doğrudan buluşturmak.
Bir öğrencinin bir yöneticiyle aynı masada oturması, soru sorması, sektörün dinamiklerini doğrudan dinlemesi ve profesyonel iletişim deneyimi kazanması; belki küçük görünen ama kariyer yolculuğunda iz bırakabilecek önemli bir adımdır.
GIDATÜRK olarak bundan sonra da “Gençler Soruyor” buluşmalarını farklı şirketler ve sektör profesyonelleriyle sürdürerek üniversite ile özel sektör arasında gençler için yeni köprüler kurmayı hedefliyoruz.
Çünkü sektörün geleceğini konuşacaksak, o geleceği şekillendirecek gençleri de bugünden bu konuşmanın içine dahil etmeliyiz.











