
Avrupa Birliğe ile 1 Ocak 1996 ‘da yürürlüğe giren Gümrük Birliği Anlaşması 30 yılı geride bıraktı. Türkiye Birliğe tam üye olmadan sisteme dahil olan ilk ve tek ülke olma özelliğini gösteriyor. Türkiye’nin gerçekleştirdiği ihracatın yaklaşık yarısının Avrupa Birliği ülkelerine yapıldığı bir gerçek. Gıda sanayinin yaptığı ihracat ise son iki yıl dikkate alındığında 7.3 – 9 milyar dolar arasında değişiyor.
Gümrük Birliğinin Türk sanayisinin kalite standartlarını yükseltmesi, rekabetçi üretim alt yapısının oluşmasında önemli rol oynadığını, ancak çağın gerekliliklerine cevap vermekten uzak kaldığını da belirtmek yerinde olacaktır.
Küresel ekonomik belirsizliklerin arttığı, mevcut ticari ittifakların çatırdadığı, artan gümrük tarifeleri ile birlikte şirketlerin yeni ticaret adresleri aradıkları bir dönemde AB’nin çok sayıda STA’yı (Serbest Ticaret Anlaşması) sonuçlandırmak üzere hızlandığını gözlemliyoruz. AB, ticaret ortaklarına güvenilir bir aktör olduğu konusunda net bir sinyal gönderiyor. ABD gibi korumacılık yerine, daha serbest bir küresel ticaretin öncüsü olma rolünü üstleniyor. Bu anlaşmalarla AB’nin uluslararası rekabet gücünü önemli ölçüde artırma potansiyeli bulunuyor.
Türkiye’nin 24 civarındaki STA’sına karşılık AB’nin 80’ne yakın ülke ve bölge ile ticaret ve ortaklık anlaşmaları bulunuyor. AB ile STA imzalayan ülkeler Gümrük Birliği üzerinden Türkiye pazarına giriş avantajı sağlarken, Türkiye tam üyelik statüsünde olmadığından bu STA’lara taraf kabul edilmediği için söz konusu ülkelerde ticari imtiyazlara sahip olamıyor. Kanada, Vietnam, Güney Afrika, Meksika gibi ülkelerle AB’nin STA imzalamasından sonra Türkiye’nin dış ticaret açığında önemli bir artış izleniyor. ABD’nin güvenilir bir ticari ortak olmaktan çıktığı son iki yılda AB, bugünlerde Arjantin , Brezilya ,Paraguay ve Urugay’ın üyesi olduğu Mercosur ile STA anlaşmasını imzalamıştır. Bir süredir STA müzakeresi yavaş geçen Hindistan, Tayland, Malezya, Avustralya , Filipinler, BAE gibi ülkelerde ise müzakereleri hızlandırmış ve Hindistan ile imza atılmıştır.
Gerek Güney Amerika ülkeleri gerekse Hindistan ve Asya’nın hızla gelişen ekonomileriyle AB’nin yaptığı STA’ların Türkiye’ye olumsuz etkilerinin olacağı beklenmelidir. Bu etkileri ticari ve yatırımlar olarak kategorize etmek doğru olur.
Doğrudan olumsuz ticari etkiler, AB’nin 2020’de Vietnam ile yaptığı STA’yı örnek alabiliriz. Geçen 5 yıl içinde AB’nin Vietnam ile ticareti yüzde 35 arttı. Vietnam , AB için hızla önemli bir tedarik zinciri parçası haline geliyor. Türkiye’nin AB ile ticareti ise son dönemde çok yavaş artıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri ise Gümrük Birliği modern yorumun gerçekleşmemesi. Bu konuya yeterince ağırlık verilmediği ortaya çıkan sonuçlardan belli. Yeni pazarlar aramak, gün be gün değişen, uyum aramakta zorlanılan gümrük tarifelerinin aşağıya çekilme mücadeleleri belirsizliği besliyor.
Bu anlaşmaların ikinci olumsuz etkisi; yatırımlar konusunda. STA anlaşmaları sadece ticari değil, yatırımların bu ülkelere kayması sürecinin önünü açıyor. Yine Vietnam örneğine gelirsek 2020’de STA imzalandıktan sonra beş yıl içinde AB’nin Vietnam’a 35 milyar dolar doğrudan yatırımı gerçekleştirdiği biliniyor.
Günümüz itibariyle AB’nin imzaladığı STA’larından MERCOSUR (Güney Amerika ortak pazarı) ülkeleriyle özellikle tarım ve hayvancılıkta, Hindistan ile ise kimyevi maddeler, yüksek teknoloji, hazır giyim ve tekstil gibi sektörlerde rekabet etme şansımız yok.
Mevcut Gümrük Birliği’nin AB’nin yeni STA’ları kapsamında yapabileceği pek bir şey yok. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi için, AB ile ilişkilerin gündemin üst sıralarına taşınarak çözümlenmesi gerekiyor. Önceki çabaların cılız ve çözümden uzak olduğunu kabul edip çözüm odaklı yaklaşım ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesini başarmalıyız.
Kaynak : 26 Ocak 2026 Nasıl Bir Ekonomi
Necdet Buzbaş
TOBB Gıda Meclisi Başkanı











